Orta Doğu'da patlak veren jeopolitik gerilimler, faiz oranlarının zirve yaptığına dair aylardır süren inancı sarsarak piyasaları yeni bir enflasyon dönemini ve merkez bankası şahinliğini fiyatlamaya zorluyor.
Orta Doğu'da patlak veren jeopolitik gerilimler, faiz oranlarının zirve yaptığına dair aylardır süren inancı sarsarak piyasaları yeni bir enflasyon dönemini ve merkez bankası şahinliğini fiyatlamaya zorluyor.

İran ile yaşanan gerilimin petrol fiyatlarını artırmasının ardından küresel tahvil piyasasındaki satışlar şiddetlendi. ABD 30 yıllık Hazine tahvili faizi 2007'den bu yana ilk kez %5'i aşarken, yatırımcılar Federal Rezerv'in yeni bir faiz artırım döngüsünü fiyatlamaya başladı.
Federated Hermes'te sabit getirili stratejisti olan Karen Manna, son haftalarda dramatik bir şekilde değişen piyasa konsensüsünü yansıtarak, "Dünyanın gerçekten yeni bir enflasyon dalgasıyla boğuştuğunu görüyoruz" dedi.
30 yıllık tahvil faizi 10 baz puandan fazla artarak %5,12'ye yükselirken, gösterge 10 yıllık tahvil faizi %4,58 oldu. Bu hareketler, Nisan ayında toptan eşya fiyatlarının Ocak 2023'ten bu yana en hızlı artış olan %6 oranında yükseldiğinin açıklanmasıyla geldi. CME Group verilerine göre, bu durum 2026'da iki faiz indirimi beklentisini, Aralık ayına kadar %36 oranında bir faiz artırımı ihtimaline dönüştürdü.
Tahvil piyasasındaki bu sert yeniden fiyatlama, yeni atanan Fed Başkanı Kevin Warsh ve G7 maliye bakanları için büyük bir zorluk teşkil ediyor. Kalıcı olarak yüksek seyreden borçlanma maliyetleri ekonomik büyümeyi boğma tehdidi oluştururken, artan bütçe açığıyla karşı karşıya olan ABD hükümeti üzerindeki baskıyı artırıyor.
Tahvil satışının temel itici gücü, küresel petrol taşımacılığı için kritik bir kanal olan Hürmüz Boğazı'nın ablukaya alınmasıdır. İran ile daha geniş bir çatışma riski, enerji fiyatlarına kalıcı bir risk primi enjekte ederek enflasyonun beklenenden daha inatçı olacağına dair endişeleri körükledi. JPMorgan Asset Management portföy yöneticisi Priya Misra, "Boğaz yeniden açılmadıkça, faiz oranları için tüm aralık yukarı kaydı" dedi.
Bu durum faiz beklentilerinde dramatik bir geri dönüşe yol açtı. Şubat ayı sonunda piyasalar 2026 için iki faiz indirimi fiyatlıyordu. Şimdi ise yatırımcılar, önümüzdeki yılın Mart ayına kadar bir faiz artırımını yüksek olasılıklı bir olay olarak görüyor. ABD Hazinesi, zayıf talebi çekmek için 25 milyar dolarlık 30 yıllık tahvillerde %5,05 faiz teklif etmek zorunda kaldı; bu, 2007'den bu yana en yüksek seviye olup yatırımcıların uzun vadeli hükümet borçlarını tutmak için daha yüksek tazminat talep ettiğinin bir işaretidir.
Üretici Fiyat Endeksi'nin %6 ve Tüketici Fiyat Endeksi'nin %3,8 seviyesinde olup yükselmeye devam etmesiyle, piyasanın odak noktası tamamen enflasyona dönmüş durumda. WisdomTree yatırım stratejisi başkanı Kevin Flanagan, "Enflasyon anlatısı piyasayı ele geçiriyor" dedi. Bir sonraki TÜFE raporunun, 2023'ten bu yana görülmemiş bir seviye olan yıllık %4'lük bir oran gösterebileceğini tahmin ediyor.
Piyasa konumlandırmasında bu kaygı açıkça görülüyor; yakın tarihli bir JPMorgan anketine göre Hazine tahvillerindeki net kısa pozisyonlar 13 haftanın en yüksek seviyesine ulaştı. Endişe, hükümetin bütçe açığını finanse etmek için kısa vadeli tahvil ihracına artan bağımlılığının yol açtığı yüksek kısa vadeli faizlerin, Fed'in fiyat baskılarını kontrol etme çabalarına aykırı çalışabilmesidir. One Point BFG Wealth Partners yatırım direktörü Peter Boockvar, "Uzun vadeli faizler artık para politikasının kontrolünde" diye yazdı.
Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi teşkil etmez.