(P1) Federal Rezerv Başkanı adayı Kevin Warsh, 20 Nisan 2026'daki ilk Senato onay oturumunda para politikasının bağımsız kalması gerektiğini, ancak merkez bankasının daha dar bir yetki alanında faaliyet göstermesi gerektiğini belirterek, haleflerinin genişlemeci politikalarından önemli bir sapma sinyali verdi.
(P2) Warsh oturumda, "Federal Rezerv'in güvenilirliği en büyük varlığıdır ve bu, net bir misyona sahip olarak ve kendi alanında kalarak kazanılır. Ekonomik veya sosyal tüm sorunları çözmek Fed'in işi değildir," dedi.
(P3) Bu açıklamalar, Fed'in bilançosunun 7 trilyon doların üzerinde yüksek seviyelerde seyrettiği ve gösterge federal fon oranının %4,50 olduğu bir dönemde geldi. Warsh'ın Fed'in "kendi alanı" hakkındaki yorumları, bazıları tarafından on yılı aşkın süredir para politikasının demirbaşı olan niceliksel genişleme programlarına yönelik bir eleştiri olarak yorumlanıyor. Oturum sırasında 10 yıllık Hazine tahvili getirisi 8 baz puan artarak %3,85'e yükselirken, S&P 500 %0,6 değer kaybetti.
(P4) Tehlikede olan, piyasanın uzun süredir inandığı "Fed put" (Fed desteği) inancı, yani merkez bankasının gerileme dönemlerinde varlık fiyatlarını desteklemek için her zaman devreye gireceği düşüncesidir. Bu zımni garantiden uzaklaşılması, öngörülebilir bir güvenlik ağına alışmış olan piyasalara önemli bir risk ve oynaklığı yeniden getirebilir. Bir sonraki FOMC toplantısı 15 Mayıs'ta yapılacak ve tüm gözler karar metnindeki olası dil değişikliklerinde olacak.
Warsh'ın adaylığı, enflasyonun zirvelerden gerilediği ancak hala Fed'in %2'lik hedefinin üzerinde olduğu ABD ekonomisi için kritik bir zamanda geliyor. Fed için daha sınırlı bir rol vurgusu, önceki başkanların iklim değişikliği ve sosyal eşitsizlikle mücadeleyi de içeren geniş yetki anlayışıyla tezat oluşturuyor.
Daha şahin veya daha az müdahaleci bir Fed, varlık değerlemeleri üzerinde derin etkilere sahip olabilir. Yıllardır düşük faiz oranları ve niceliksel genişleme, hisse senedi ve tahvil fiyatlarını destekledi. Bu trendin tersine dönmesi, riskin yeniden fiyatlandırılmasına ve güvenli limanlara kaçışa yol açabilir. Bir Fed başkanının benzer bir "temellere dönüş" yaklaşımı sinyali verdiği son sefer, 1980'lerin başında Paul Volcker dönemiydi; bu dönem enflasyonla mücadele için yüksek faiz oranlarını beraberinde getirmiş, ancak aynı zamanda derin bir resesyona yol açmıştı.
Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz.