ABD, Xi-Trump Zirvesi Öncesi 13 Milyar Dolarlık Silah Satışını Durdurdu
Beyaz Saray, Başkan Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında 14-15 Mayıs'ta yapılacak kritik zirve öncesinde Pekin ile ilişkileri yumuşatmak amacıyla Tayvan'a planlanan 13 milyar dolarlık silah satışını durdurdu. Bu karar, Xi'nin 4 Şubat'ta yaptığı bir telefon görüşmesinde Trump'ı bu tür satışları dikkatli bir şekilde ele almaya çağırmasının ardından geldi. Bu durdurma, Trump yönetiminin uzun süredir devam eden ABD taahhütleri konusunda müzakereye açık olabileceğine işaret ederek Çin için önemli bir fırsat yaratıyor.
Bölgesel güvenliğe yönelik bu işlem odaklı yaklaşım, önceki yönetimlerden bir ayrılışı temsil ediyor. 2017'de Trump, Xi'ye daha önce açıklanmayan bir teklifte bulunarak Tayvan'ın statüsü konusunda bizzat müzakereye yardım etmeyi önermişti. Pekin o zaman bu teklifi göz ardı etse de, şimdi Trump'ın öngörülemezliğini ve ticari odaklanmasını ABD politikasını kendi lehine yeniden şekillendirmek için tarihi bir fırsat olarak görüyor.
Xi, 'Barışçıl Yeniden Birleşme' Dilini Dayatıyor
Yaklaşan zirvede Xi Jinping'in, ABD politikasının dilinde ince ama önemli değişiklikler yapılması yönünde baskı yapması bekleniyor. Pekin'in amacı, Başkan Trump'ı ABD'nin Tayvan bağımsızlığını “desteklememe” yönündeki resmi duruşunu resmen “karşı çıkma” olarak değiştirmeye ikna etmektir. Ayrıca Çin, Tayvan sorununun “barışçıl çözümü” teriminin yerine tercih ettiği ifade olan “barışçıl yeniden birleşme” teriminin kullanılmasını da savunacaktır.
Pekin için böyle bir retorik taviz, Tayvan'daki morali bozarak ve yeniden birleşmenin kaçınılmaz olduğunu ima ederek dönüm noktası niteliğinde psikolojik bir zafer anlamına gelecektir. Xi'nin stratejisi, Trump'ın bir anlaşmaya aracılık etmesi değil, askeri çatışma olmadan Çin'in jeopolitik konumunu güçlendiren sembolik bir politika değişikliğini ABD'den sağlamaktır.
Müttefikler Endişeleniyor, İstihbarat İşgal Korkularını Azaltıyor
ABD yönetiminin taktik esnekliği, kilit ABD müttefikleri arasında önemli bir endişeye neden oluyor. Enerjisinin %90'ından fazlası için Orta Doğu petrolüne bağımlı olan Japonya, Washington'ın İran'daki savaş gibi çatışmalara odaklanmasının Asya'daki güvenlik taahhütlerini daha az öngörülebilir hale getirmesinden endişe duyuyor. Japon Başbakanı Sanae Takaichi daha önce Çin'in Tayvan'a saldırmasının Japonya için “hayatta kalmayı tehdit eden bir durum” oluşturacağını belirtmiş, bu da ABD caydırıcılığının herhangi bir zayıflamasının risklerini artırmıştır.
Ancak, yakın zamanda ABD istihbarat topluluğu tarafından hazırlanan bir rapor, Çin'in şu anda 2027 yılına kadar Tayvan'ı işgal etmeyi planlamadığını değerlendirerek ılımlı bir bakış açısı sunuyor. Rapor, Pekin'in güç kullanmadan birleşme sağlamayı tercih ettiğini ve bunun yerine ekonomik ve siyasi baskı kullandığını belirtiyor. Bu, Xi'nin acil hedefinin yakın bir askeri çatışmaya hazırlanmak yerine Tayvan'ı izole eden siyasi bir zafer olduğunu gösteriyor.