ABD, Petrol Şoku Nedeniyle %4.4 Enflasyon Riskiyle Stagflasyonla Karşı Karşıya
Orta Doğu'dan gelen petrol arzındaki kesintilerin kırılgan bir toparlanmayı rayından çıkarma tehdidi oluşturmasıyla Amerika Birleşik Devletleri ekonomisi artan stagflasyon riskiyle karşı karşıya. China International Capital Corporation (CICC) tarafından yapılan bir analiz, uzun süreli bir çatışmanın ABD TÜFE enflasyonunu %4.4'e çıkarabileceğini öngörüyor. Raporda, petrol fiyatlarındaki her %10'luk artışın, ABD TÜFE'sini tarihsel olarak 0.25 puan artırdığı, bunun da enflasyonun inatla yüksek seyrettiği bir ekonomi için tehlikeli bir hızlandırıcı olduğu belirtiliyor. CICC, Hürmüz Boğazı'nın altı ay boyunca kapanması gibi ciddi bir senaryoda, Brent ham petrol fiyatlarının ikinci çeyrekte varil başına ortalama 150 dolar olabileceğini tahmin ediyor.
Bu enflasyonist baskı, Federal Rezerv'i yavaşlayan istihdam ve kalıcı fiyat artışları arasında sıkışmış bir politika çıkmazına sokuyor. Artan finansal kırılganlık durumu daha da kötüleştiriyor. CICC, enerji fiyatlarındaki ani yükselişin, riskten hızlı bir kaçışı tetikleyebileceği, finansal koşulları sıkılaştırabileceği ve özel kredi gibi şeffaf olmayan piyasalardaki temerrütleri ortaya çıkarabileceği konusunda uyarıyor. Bu büyüklükteki bir dış şok, ABD ekonomisini doğrusal olmayan bir düşüşe sürükleyebilir ve GSYH'nin negatif bölgeye gerilemesi olasılığını yaratabilir.
Çin Ekonomisi %4.8 GSYH Hedefiyle Daha Dayanıklı Olduğunu Kanıtladı
ABD'nin aksine, Çin ekonomisi petrol arzı şokuna daha iyi dayanabilecek konumda. CICC, Çin'in mevcut nispeten zayıf iç talebinin, artan enerji maliyetlerinin enflasyonist etkisini azalttığını savunuyor. Ülkenin iç yakıt fiyat mekanizması da bir tampon görevi görüyor, çünkü uluslararası petrol fiyatları varil başına 80 doları aştığında ayarlamalar sınırlanıyor. Orta şiddetli bir şok senaryosunda, CICC, Çin'in 2026 yılı reel GSYH büyümesini %4.8 ve tüm yıl TÜFE'sini yönetilebilir %0.7 olarak öngörüyor.
Yapısal olarak, kriz Çin'in ihracat rekabetçiliğini bile artırabilir. Avrupa ve Japonya gibi rakiplerine kıyasla enerjiye daha az bağımlı olan Çin endüstrileri, diğer ekonomiler yüksek üretim maliyetleriyle mücadele ederken pazar payı kazanabilir. Ayrıca, sürekli yüksek petrol fiyatları, küresel olarak yeni enerji kaynaklarına geçişi hızlandırabilir ve Çin'in yenilenebilir teknolojiler ve elektrikli ekipman ihracatına fayda sağlayabilir. Şiddetli bir kriz yine de büyümeyi olumsuz etkileyecek olsa da, Çin üzerindeki genel olumsuz etkinin ABD'ye göre önemli ölçüde daha küçük olacağı tahmin ediliyor.
Enerji Altyapısı Saldırıları Brent Ham Petrolünü 110 Doların Üzerine Çıkardı
Orta Doğu'daki enerji tesislerine yönelik tırmanan saldırılar önemli piyasa kargaşasına neden olurken, senaryolar hızla gerçeğe dönüşüyor. İran füzesinin Katar'daki dünyanın en büyük LNG tesisinin bulunduğu Ras Laffan kompleksine "geniş çaplı hasar" vermesinin ardından Brent ham petrol fiyatları varil başına 119 dolara kadar yükseldi. Üçüncü haftasına giren çatışma, Kuveyt'teki iki petrol rafinerisinde insansız hava aracı saldırıları sonucu çıkan yangınları ve Suudi Arabistan'ın Batı kıyısındaki petrol yüklemelerinin kısa süreliğine durdurulmasını da içeriyor.
Üretim ve nakliye merkezlerine yapılan doğrudan saldırılar, geçici nakliye yolu kapanışlarının ötesine geçen uzun vadeli bir tedarik krizi korkularını artırıyor. Piyasalar şu anda bu artan riski fiyatlandırıyor; Avrupa borsaları yaklaşık %2 düşerken, MSCI dünya hisse senedi endeksi yılın en düşük seviyesine ulaştı.
Bu durum küresel enerji sisteminin can damarını vuruyor. Şu anda piyasaları rahatsız eden şey, artan stagflasyon riski... Bu, artık sadece jeopolitik bir hikaye değil, makro bir hikaye olduğu anlamına geliyor.
— Saxo Baş Yatırım Stratejisti Charu Chanana.