Orta Doğu, İhracat %75 Düşüşle Büyük Kayıplarla Karşı Karşıya
Deutsche Bank tarafından 30 Mart'ta yayınlanan bir rapor, sezgilere aykırı bir sonuca işaret ediyor: dünyanın en büyük enerji ihracatçısı bölgesi, mevcut enerji krizinin en büyük kurbanı haline geldi. FX araştırma başkanı George Saravelos liderliğindeki analiz, enerji fiyatlarının %50 arttığı, ancak Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) ihracat hacimlerinin %75 düştüğü bir senaryoyu modelliyor. Bu şiddetli hacim düşüşü, daha yüksek fiyatların kaybedilen satışları telafi edemediği anlamına geliyor ve bu ülkelerin net gelirlerinde keskin bir düşüşe yol açıyor.
Bu gelir açığını kapatmak için Orta Doğu ülkeleri, büyük ölçüde ABD doları cinsinden olan önemli döviz rezervlerini ve özel tasarruflarını tasfiye etmek zorunda kalıyorlar. Bu süreç, bölgeden dışarıya doğru önemli bir servet transferine neden oluyor. Rapor, Orta Doğu ile birlikte Avrupa ve Asya'yı da yüksek ithalat maliyetlerinin yükünü çeken diğer birincil kaybedenler olarak tanımlıyor.
Rusya, Fiyat Şokundan En Büyük Ekonomik Kazanan Olarak Ortaya Çıkıyor
Orta Doğu'nun aksine, Rusya krizin birincil ekonomik faydalanıcısı konumunda. Dünyanın ikinci büyük petrol ihracatçısı olarak Rusya, Körfez ülkelerini felç eden ihracat hacmi kısıtlamalarını yaşamadan artan enerji fiyatlarından faydalanıyor. Mantık basit: Rusya enerjisini çok daha yüksek fiyatlarla satmaya devam edebilir ve bu da önemli bir beklenmedik kâra yol açar.
Deutsche Bank raporu, bu küresel servet yeniden düzenlenmesinde Rusya'yı tek en büyük kazanan olarak açıkça belirtiyor. İkincil faydalanıcılar arasında, Norveç, Avustralya, Kanada ve ironik bir şekilde, İran'ın kendisi gibi üretim seviyelerini koruyabilen diğer orta ve küçük ölçekli enerji ihracatçıları da bulunuyor.
ABD Servet Transferi Doların Geleneksel Gücünü Zayıflatıyor
Amerika Birleşik Devletleri dünyanın en büyük enerji üreticisi olmasına rağmen, rapor ülkenin dış hesaplar açısından önemli bir net faydalanıcı olmadığını tespit ediyor. Daha yüksek petrol fiyatlarının birincil etkisi, Amerikalı tüketicilerden yerli enerji üreticilerine doğru büyük bir iç servet transferidir. ABD, üretiminin yalnızca küçük bir kısmını ihraç ettiğinden, ulusal dış hesabındaki genel iyileşme minimaldir. Bu dinamik, ABD dolarının neden önemli ölçüde güçlenmediğini açıklamaya yardımcı olur ve enerji şokları sırasındaki tarihsel kalıplara meydan okur.
Finansal piyasalar için sonuçları derindir. Orta Doğu ülkeleri dolar cinsinden rezervlerini sattıkça, bu doğrudan ABD Hazine tahvilleri üzerinde satış baskısı yaratır. Dahası, rapor, Rusya gibi enerji ihracatçılarının yeni kazandıkları servetinin ABD varlıklarına geri dönüştürülüp dönüştürülmeyeceğini sorguluyor. Bu fonlar bunun yerine Çin yuanı veya altın gibi alternatiflere yönlendirilirse, ABD doları sürekli, yapısal bir baskıyla karşı karşıya kalabilir ve uzun vadeli konumunu tehdit edebilir.