Eski bir Amerikalı büyükelçiye göre, Başkan Donald Trump'ın Nicolás Maduro'nun yakalanmasının ardından Delcy Rodríguez hükümetini desteklediği ABD'nin Venezuela politikasındaki son değişiklik, sıradan vatandaşlar için koşulları iyileştirmede başarısız oldu. Ülkede 400'den fazla siyasi mahkum tutulmaya devam ediyor ve yeni seçimler için bir tarih belirlenmiş değil.
Daha önce ABD'nin Panama, Honduras ve Portekiz büyükelçisi olarak görev yapan Everett Ellis Briggs, 11 Mayıs'ta Wall Street Journal'a yazdığı bir mektupta, "American Airlines'ın Caracas'a dönüşünü kutlamak yerine Venezuela için ağlamalıyız" dedi. Briggs, ticari uçuşların yeniden başlamasına rağmen "nada ha cambiado" (hiçbir şey değişmedi) diyerek, ülkenin seçim kurulunun hala Chavistalar tarafından kontrol edildiğini ve popüler muhalefet liderlerinin hala saklandığını savunuyor.
Mevcut durum, 3 Ocak'ta Maduro ve eşi Cilia Flores'in yakalandığı ve şu an Brooklyn'de uyuşturucu ve silah suçlamalarıyla yargılanmayı bekledikleri bir ABD askeri operasyonunun ardından geldi. Trump yönetimi, María Corina Machado gibi tanınmış bir muhalif figür liderliğindeki bir geçiş sürecini desteklemek yerine, Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez'in başkanlığı devralmasına izin verdi. ABD ile Venezuela arasındaki görüşmelere aracılık eden Katarlı bir kaynağa göre Machado, Maduro sonrası geçiş planının bir parçası olarak hiçbir zaman tartışılmadı.
Bazı analistler, bu hamlenin stratejik öneme sahip petrol üreten ulus üzerinde yeni bir dış kontrol biçimi veya bir "yeni hamilik" (neo-protectorate) oluşturduğunu savunuyor. Bu yaklaşım, potansiyel olarak yıkıcı bir demokratik geçiş yerine, istikrarı ve ABD'nin talebi üzerine geçici olarak Katar merkezli bir banka hesabına yatırılan petrol gelirleri üzerindeki ABD kontrolünü önceliyor. Operasyon, Irak ve Libya'daki müdahalelerden sonra görülen büyük ölçekli bir kara istilasından ve kurumsal çöküşten kaçındı; bu da Washington'un geçmiş askeri angajmanlardan dersler çıkardığını gösteriyor.
Politika, Maduro olmadan mevcut Chavista güç yapısını etkili bir şekilde koruyor; bir analist bu durumu "otoriter süreklilikle eşleşen liderlik infazı" olarak nitelendirdi. ABD tarihsel olarak Güney Amerika ülkelerini işgal etmekten kaçınmış olsa da Venezuela operasyonu, Washington'un 1989'daki Panama işgalini takip eden diplomatik tepkiyle çok az karşılaşmasıyla bu "jeopolitik eşiğin" aşılmasını simgeliyor.
Trump yönetimi, Caracas'ın taleplerine uymasını sağlamak için yenilenen askeri harekat tehdidini kullanarak uzaktan yönetime güveniyor gibi görünüyor. Ancak bu kontrol stratejisi, yüzlerce siyasi mahkumun parmaklıklar ardında kalmasıyla Venezuela vatandaşlarının siyasi geleceğini kırılgan ve belirsiz bir durumda bırakıyor.
Bu makale sadece bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi teşkil etmez.