ABD ve İran arasındaki ateşkes görüşmeleri, Hürmüz Boğazı'nın kontrolü ve Tahran'ın nükleer programı üzerindeki anlaşmazlıklar nedeniyle 21 saatin sonunda çöktü. Geniş çaplı bir çatışma riskinin geri dönmesiyle Brent petrolü varil başına 97 dolara yaklaştı.
Johns Hopkins Üniversitesi'nden İran uzmanı Vali Nasr, "Bu, ABD ve İran arasındaki bugüne kadarki en kararlı ve sürdürülebilir doğrudan diyalogdur ve her iki tarafın da savaşı bitirme iradesini yansıtmaktadır. Diyaloğun bu kadar uzun süre kopmadan devam edebilmesi kesinlikle olumlu bir gelişmedir," dedi.
Pakistan'ın arabuluculuğunda İslamabad'da gerçekleşen görüşmeler üç temel konuda tıkandı. İran, mayın döşediği ve geçiş ücreti aldığı Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünden vazgeçmeyi reddetti ve ABD'nin yaklaşık 900 poundluk zenginleştirilmiş uranyum stokunu teslim etme taleplerini geri çevirdi. Tahran'ın dondurulmuş 27 milyar dolarlık varlığın serbest bırakılması talebi de Washington tarafından reddedildi.
Bu çıkmaz, iki haftalık kırılgan ateşkese zarar veriyor ve piyasadan günde yaklaşık 9 milyon varil ham petrolü çeken bir çatışmanın uzaması riskini taşıyor. Reuters tarafından ankete katılan analistler, 2026 yılı için günde 750.000 varillik bir arz açığı öngörüyor; bu durum, önceki fazlalık beklentilerinden keskin bir dönüş anlamına gelerek küresel ekonomi için yüksek risklerin altını çiziyor.
Çözüm umutlarıyla 90 doların ortalarına kadar gerileyen petrol fiyatları, hemen yön değiştirdi. Haziran vadeli Brent petrolü %0,92 artışla varil başına 96,80 dolara yükselirken, Batı Teksas tipi ham petrol (WTI) %1,33 artışla 99,17 dolara çıktı. Standard Chartered analistleri, piyasanın her türlü gerginliğe duyarlı kalması nedeniyle fiyat düzeltmesinin muhtemelen aşırı olduğunu belirtmişti.
Hürmüz Çatışmanın Merkezi Olmaya Devam Ediyor
Küresel petrol sevkiyatının beşte birinin geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı, temel çekişme noktası olmayı sürdürüyor. Critical Threats Project'in raporuna göre İran, ticari gemileri kendi kara sularına girmeye zorlamak için belirsiz sayıda deniz mayını kullanıyor ve buralarda yasa dışı "koruma ücretleri" alıyor. Buna yanıt olarak ABD Donanması, güvenli bir geçiş koridoru oluşturmak için USS Frank E. Peterson ve USS Michael Murphy muhripleriyle mayın temizleme operasyonlarına başladı. Başkan Donald Trump, ABD'nin su yolunu "dünya ülkelerine bir iyilik olarak" temizlediğini belirtti.
Nükleer Program ve Yaptırımlar Üzerinde Derin Ayrılıklar
Boğaz meselesinin ötesinde, heyetler İran'ın nükleer hedefleri ve ekonomik rahatlama konularında birbirinden oldukça uzaktı. ABD heyetine liderlik eden Başkan Yardımcısı JD Vance, İran'ın nükleer silahtan vazgeçme taahhüdü vermeyeceğini söyledi. İran'ın, Japonya'dan Almanya'ya kadar çeşitli hesaplarda dondurulmuş olan 27 milyar dolarlık petrol gelirinin derhal serbest bırakılması talebi, Özel Temsilci Steve Witkoff ve Jared Kushner'ın da yer aldığı ABD heyeti için kabul edilemez bir şarttı.
Diplomatik başarısızlık, bölge genelinde gerilimin tırmandığı bir dönemde geldi. İsrail, Lübnan'daki Hizbullah'a yönelik saldırılarını sürdürürken, bu çatışmanın ABD-İran ateşkesi kapsamında olmadığını belirtti. Bu arada, Suudi Arabistan'ın enerji altyapısına yapılan saldırılar üretim kapasitesini günde yaklaşık 600.000 varil azaltsa da Krallık, kritik Doğu-Batı boru hattının tam kapasiteyle çalışmaya başladığını duyurdu.
İranlı yetkililer "diplomasinin asla sona ermediğini" belirtse de bir anlaşma sağlanamaması küresel ekonomiyi uzun süreli yüksek enerji fiyatlarına ve jeopolitik istikrarsızlığa maruz bırakıyor. ABD'nin "nihai ve en iyi teklifini" sunmuş olmasıyla birlikte, bir sonraki hamle, yaptırımların ekonomik acısı ile nükleer programının ve dünyanın en önemli petrol geçiş noktasının stratejik değeri arasında bir denge kurması gereken Tahran'a ait.
Bu makale sadece bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz.