ABD politikasında çarpıcı bir geri dönüşle Başkan Trump, 17 Nisan'da ABD'nin İsrail'in Lübnan'da daha fazla bombalama yapmasını yasakladığını duyurdu.
Geri
ABD politikasında çarpıcı bir geri dönüşle Başkan Trump, 17 Nisan'da ABD'nin İsrail'in Lübnan'da daha fazla bombalama yapmasını yasakladığını duyurdu.

17 Nisan'da Başkan Donald Trump, sosyal medyadan yaptığı çarpıcı bir açıklamayla ABD'nin Orta Doğu politikasında köklü bir değişiklik ilan ederek, ABD'nin İsrail'in Lübnan'ı bombalamasını "yasakladığını" belirtti. Bu hamle, Washington'un önceki tutumundan keskin bir kopuşu temsil ediyor ve halihazırda karmaşık ateşkes müzakereleriyle boğuşan bölgeye yeni bir belirsizlik aşılıyor.
Carnegie Orta Doğu Merkezi'nde kıdemli araştırmacı olan Mohanad Hage Ali, duyurudan sadece birkaç gün önce, "Bu yönetim, İsrail'in planlarına karşı çıkmak, hatta onları sınırlamak konusunda hiçbir ilgi göstermedi," diyerek politika değişikliğinin ne kadar ani olduğunu vurguladı.
Bu beyan, Washington'da İsrailli ve Lübnanlı yetkililer arasında 1993'ten bu yana yapılan ilk tarihi, üst düzey görüşmelerin ardından geldi. ABD bu görüşmeleri "tarihi bir dönüm noktası" olarak selamlasa da, o dönemki resmi açıklama İsrail'in "kendini savunma hakkına" atıfta bulunmuş ve İsrail saldırılarının durdurulması çağrısında bulunmamıştı. NPR tarafından alıntılanan Lübnanlı yetkililere göre, çatışma Lübnan'da bir milyondan fazla insanı yerinden etti ve yaklaşık 40.000 evin yıkılmasıyla sonuçlandı.
Ani yasak kararı, potansiyel bir gerilimi düşürme ve diplomatik sürtüşmenin uçucu bir karışımını oluşturuyor. Çatışmaların durması riskli varlıklar için yükseliş (bullish), petrol fiyatları için ise düşüş (bearish) sinyali olabilecekken, Trump'ın açıklamasının tek taraflı doğası İsrail ile kamuoyuna açık bir tartışma riski taşıyor ve potansiyel olarak piyasa oynaklığını artırıyor. Hamlenin nihai etkisi, istikrarlı bir barışın yolunu başarıyla açıp açmayacağına mı yoksa yeni bir bölgesel istikrarsızlık aşamasını mı tetikleyeceğine bağlı olacak.
Başkan Trump'ın "İsrail artık Lübnan'ı bombalamayacak. ABD, İsrail'in bunu yapmasını yasakladı. Artık yeter!" şeklindeki ifadesi, yönetiminin önceki duruşuyla doğrudan çelişiyor. New York Times'ın bir haberine göre, 14 Nisan'daki Washington görüşmelerinde bile ABD, İsrail'e "saldırılarını kısıtlaması için çok az baskı uygulamıştı". Yönetim, İsrail'den çok az taviz talep eden bir müzakere süreci kurguladığı için eleştiriliyordu, bu da Trump'ın son açıklamasını daha da beklenmedik kılıyor.
Politika değişikliği tüm bölgenin dinamiklerini değiştirebilir. ABD artık Hizbullah durumunu ele almak için "yalnızca Lübnan ile iş birliği yapacak"; bu hamle İsrail'i kilit bir güvenlik endişesinden dışlıyor. Bu, İsrail'in güney Lübnan'da beş tümenle — on binlerce asker — bir "tampon bölgeyi" işgal ederek devasa bir askeri varlık sürdürdüğü bir sırada geliyor. İsrailli yetkililer daha önce, Hizbullah'ın silahsızlandırılması konusunda ilerleme kaydedilene kadar aylar hatta yıllar boyunca çekilmeye niyetleri olmadığını belirtmişti.
Duyuru, yoğun bir diplomatik hareketliliğin ortasında yapıldı. Cuma günü 10 günlük geçici bir ateşkesin başlaması planlanıyordu ve Gazze ve İran ile olan çatışmaları çözmek için görüşmeler devam ediyor. ABD aracılığındaki ilk görüşmelere Arap dünyasındaki tepkiler karışıktı; bazı gazeteciler bir barış anlaşması için temkinli iyimserliklerini dile getirirken, Mustafa Himawi gibi diğerleri Lübnan hükümetinin gerçekte ne kadar kaldıraca sahip olduğunu sorgulayarak "Kartları elinde tutan oyuncu İran'dır" dedi.
Hizbullah ise müzakerelere şiddetle karşı çıktı. Lübnan gazetesi Al-Akhbar'a göre, grubun Genel Sekreteri Naim Kasım görüşmeleri "teslimiyet ve aşağılanma anlamına gelen nafile temaslar" olarak nitelendirdi. Trump'ın yeni ve daha sert ABD tutumu, Hizbullah'ın ve Tahran'daki destekçilerinin ABD tarafından doğrudan muhatap alınmaya nasıl tepki vereceğine bağlı olarak, gelecekteki görüşmelerde ya Lübnan hükümetinin elini güçlendirecek ya da iç bölünmeleri daha da alevlendirecektir.
Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi teşkil etmez.