Başkan Donald Trump’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun İran politikası üzerindeki nüfuzuna ilişkin iddiası, iki aydır küresel piyasaları sarsan çatışmaya yeni bir siyasi boyut kazandırıyor.
Başkan Donald Trump, 20 Mayıs'ta İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun İran stratejisiyle uyumlu olduğunu iddia ederek, yönetimin iki aydır süren çatışma üzerindeki kontrol projeksiyonunu pekiştirdi. Medyaya konuşan Trump, kendisinin ve Netanyahu'nun ortak bir tutum paylaştığını belirterek, İsrail liderinin İran konusunda "ne dersem onu yapacağını" sözlerine ekledi; ancak çatışmayı sonuçlandırmak için acelesi olmadığını da not etti.
Bununla birlikte, başkanın mutlak kontrol projeksiyonu, bazı Cumhuriyetçilerin onun daha geniş politika manevralarına karşı muhalefetlerini dile getirmeye başlamasıyla aynı zamana denk geliyor. Louisiana Senatörü Bill Cassidy Pazartesi günü NBC'ye verdiği demeçte, Trump'ın ayrı bir girişimini eleştirerek, "Biz bir hukuk devletiyiz; kafanıza göre şeyler uyduramazsınız," dedi. "İnsanlar yasal bir emsal olmaksızın bir örtülü ödenek oluşturmakla değil, kendi geçimlerini sağlamakla ilgileniyorlar."
Başkanın bu sözleri, savaşın 28 Şubat'ta başlamasından bu yana piyasaları altüst eden bir dizi açıklamanın sonuncusu. The New York Times verilerine göre çatışma, Brent petrol fiyatlarını varil başına 110 dolara kadar çıkardı ve S&P 500'ü 30 Mart'ta yılın en düşük noktasına gönderdi. Trump'ın dönüşümlü askeri güç tehditleri ve diplomatik atılım iddiaları, petrol fiyatlarının ve borsa endekslerinin her sözüne tepki vermesiyle önemli bir dalgalanma yarattı.
Dünya petrol ve gazının yaklaşık beşte birinin daha önce geçtiği, şu an kapalı olan Hürmüz Boğazı nedeniyle küresel enerji arzının ve genel piyasanın istikrarı tehlikede. Trump'ın yorumları otorite yansıtarak yatırımcıları sakinleştirmeyi amaçlıyor gibi görünse de, öngörülemez yaklaşımı genellikle ters etki yaratarak tüccarları tehditlerinin inandırıcılığı ile yakın barış beyanları arasında bir denge kurmaya zorladı.
Kelimelerin ve Piyasaların Savaşı
Başkan Trump’ın kamuoyuna yaptığı açıklamalar ile piyasa dalgalanması arasındaki korelasyon, İran çatışmasının belirleyici bir özelliği oldu. Savaş başladıktan sonra, diplomatik bir çıkış yolu imaları defalarca petrol fiyatlarının düşmesine neden oldu, ancak o tehditlere geri döndüğünde fiyatlar tekrar yükseldi.
Örneğin, 23 Mart'ta Trump'ın İran altyapısına yönelik saldırıların ertelenmesi talimatı, Brent petrolün neredeyse iki hafta içinde ilk kez 100 doların altında kapanmasına neden oldu. Sadece birkaç gün sonra, 30 Mart'ta Truth Social üzerinden İran'ın enerji altyapısını yok etme tehdidi savurması, S&P 500'ü yılın en düşük fiyatına gönderdi. Bu model Nisan ayında da tekrarlandı; İran’ın “medeniyetini” yok etme tehditlerini, piyasaya sadece geçici bir rahatlama sağlayan sürpriz bir ateşkes duyurusu izledi.
Trump'ın Cumhuriyetçi Parti Güç Hamlesi
Trump’ın yabancı liderleri yönlendirme yeteneğine olan güveni, kendi partisi üzerindeki kanıtlanmış gücüyle destekleniyor olabilir. Nüfuzu, yakın zamanda Kentucky ön seçimlerinde, desteklediği aday Ed Gallrein'ın, başkanı açıkça eleştiren az sayıdaki Kongre Cumhuriyetçisinden biri olan Temsilci Thomas Massie'yi mağlup etmesiyle sergilendi.
Massie’nin kaybı, diğer Cumhuriyetçilere Trump'ın yoluna çıkmanın ağır bir siyasi bedeli olduğunu gösteren sert bir uyarı niteliği taşıyor. Cumhuriyetçi Parti içindeki bu güç konsolidasyonu, başkanın dünya sahnesinde daha serbest bir elle hareket etmesine olanak tanıyor ve yerel siyasi cephesinin güvende olduğundan emin olmasını sağlıyor. İran savaşına karşı çıkan Massie gibi bir eleştirmenin yenilgisi, Trump'a sadakatin her şeyden önemli olduğu mesajını pekiştiriyor; Netanyahu gibi uluslararası liderlerin kendi siyasi hesaplamalarına kesinlikle dahil etmeleri gereken bir gerçek.
Bu makale sadece bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi teşkil etmez.