Davranışsal finans üzerine yapılan yeni bir araştırma, siyasi bağlılıkların yatırım kararlarına yön vermesine izin vermenin, yatırımcılara yıllık getirilerde 3 yüzde puanına kadar mal olabileceğini ortaya koyuyor ve bu durum, önemli ve aşılması zor bir bilişsel önyargıya işaret ediyor. Araştırma, bireylerin genellikle sağlam finansal analizler pahasına, siyasi eğilimleriyle uyumlu şirketlere yatırım yapma olasılığının giderek arttığını gösteriyor.
Piyasa Psikolojisi Merkezi'nden kurgusal davranışsal finans uzmanı Dr. Evelyn Reed, "Siyasi kutuplaşmanın portföy oluşturma üzerindeki etkisi, son on yılda gördüğümüz en önemli davranışsal engellerden biridir" dedi. "Yatırımcılar rasyonel seçimler yaptıklarına inanıyorlar ancak çoğu zaman sadece siyasi kimliklerini pekiştiriyorlar ki bu da servetlerine zarar verebilir."
Araştırma, güçlü partizan görüşlere sahip yatırımcıların, liderleri veya kamuoyu imajı kendi siyasi partilerinin platformuyla eşleşen şirketlerin hisselerine portföylerinde gereğinden fazla ağırlık verme eğiliminde olduklarını buldu. Bu durum, çeşitlendirme eksikliğine ve düşük performans gösteren varlıklara aşırı maruz kalmaya yol açabilir. Örneğin, bir yatırımcı sadece şirketin CEO'su tercih ettiği siyasi partinin açık bir destekçisi olduğu için düşük performanslı bir hisseyi elinde tutmaya devam edebilir.
Bu davranışın finansal sonuçları oldukça büyüktür. Araştırmaya göre, siyasi önyargıyla sapan bir portföy, çeşitlendirilmiş ve siyasi açıdan tarafsız bir gösterge endeksinin yıllık %2-3 oranında altında performans gösterebilir. Araştırma, siyasi kimlik bir kişinin öz imajının temel bir parçası olduğu için bu köklü önyargıyı aşmanın, kayıptan kaçınma veya sürü psikolojisi gibi diğer davranışsal tuzaklardan daha zor olduğunu belirtiyor.
Bu makale sadece bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi teşkil etmez.