Tahran'ın müzakereler konusundaki sert tutumu, doğrudan deniz ablukasının varlığıyla bağlantılı olarak, arz kesintilerinden endişe duyan piyasaya yeni bir dalgalanma enjekte ediyor.
Geri
Tahran'ın müzakereler konusundaki sert tutumu, doğrudan deniz ablukasının varlığıyla bağlantılı olarak, arz kesintilerinden endişe duyan piyasaya yeni bir dalgalanma enjekte ediyor.

İran Salı günü yaptığı açıklamada, bir deniz ablukası yürürlükte olduğu sürece müzakere heyeti göndermeyeceğini bildirdi; bu hamle Orta Doğu'daki jeopolitik riski tırmandırıyor ve küresel petrol fiyatlarını yukarı çekme tehdidi oluşturuyor. Devlet destekli Tasnim Haber Ajansı tarafından aktarılan bu deklarasyon, küresel petrol tüketiminin yüzde 20'sinden fazlasının geçtiği kritik Hürmüz Boğazı'nı doğrudan jeopolitik hedef tahtasına oturtuyor.
Carnegie Uluslararası Barış Vakfı kıdemli araştırmacısı Karim Sadjadpour, "Bu, Tahran'dan gelen net bir kırmızı çizgidir ve diplomatik katılımı doğrudan askeri gerilimi düşürmeye bağlamaktadır. Petrol piyasaları için bu, siyasi bir çıkmazın somut bir arz riski primine dönüşmesi anlamına geliyor ve muhtemelen yakın vadede Brent petrolün fiyatına 5-10 dolar ekleyecektir" dedi.
Açıklama piyasalarda anında yankı buldu. Uluslararası gösterge olan Brent petrol vadeli işlemleri yüzde 2'den fazla artarak varil başına 85 doların üzerine çıktı. Deniz sigortası brokeri Marsh'tan alınan verilere göre, 'savaş riski primleri' olarak bilinen Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemileri sigortalama maliyeti son bir ayda şimdiden dört katına çıktı. Güvenli liman arayışıyla altın fiyatları da yüzde 1,5 yükselirken, ABD dolar endeksi (DXY) para birimi sepeti karşısında güçlendi.
Temel sorun, Hürmüz Boğazı'nın tamamen veya kısmen kapatılma potansiyelidir. Olası bir aksama, küresel petrol piyasasında anında ve ciddi kıtlıklar yaratarak muhtemelen ABD ve diğer IEA üyesi ülkelerin stratejik petrol rezervlerinden koordineli bir salınımı tetikleyecektir. Boğazın en son ciddi tehdit altında olduğu 1980'lerdeki "Tanker Savaşı" sırasında petrol fiyatlarının iki katından fazla artması, mevcut çıkmazın ağır ekonomik risklerini vurgulamaktadır. Bir sonraki hamle artık ablukayı uygulayan uluslararası güçlere bağlı.
Bu çıkmaz, halihazırda kalıcı enflasyonla mücadele eden küresel ekonomi için riskli bir zamanda geliyor. Petrol fiyatlarındaki kalıcı bir artış, tüketiciler ve işletmeler üzerinde bir vergi etkisi yaratarak savunmasız ekonomileri resesyona sürükleyebilir. Nakliye ve imalat sektörleri artan yakıt maliyetlerinden en ağır darbeyi alacak ve bu durum muhtemelen ilgili hisse senedi endekslerinde bir satış dalgasına yol açacaktır.
Bu durum aynı zamanda Çin, Japonya ve Güney Kore gibi özellikle Asya'daki büyük petrol ithalatçısı ülkeleri de zor durumda bırakıyor. Bu ülkeler Hürmüz Boğazı'ndan akan ham petrole büyük ölçüde bağımlıdır ve bir arz kesintisi durumunda anında ekonomik zorluklarla karşı karşıya kalacaklardır. Durum, bölgenin stratejik önemini ve küresel ekonomik istikrar üzerindeki büyük etkisini bir kez daha ortaya koyuyor.
Bu makale sadece bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz.