İran'ın ABD tarafından önerilen görüşme ve ateşkes teklifini resmen reddetmesinin ardından Washington ile Tahran arasındaki diplomatik kanallar fiilen dondu; bu durum petrol fiyatlarını varil başına 100 doların üzerine çıkarabilecek uzun süreli bir çatışma dönemine işaret ediyor.
İran Cuma günü, ABD'nin Pakistan'da doğrudan görüşme teklifini resmen reddetti ve Amerikan ateşkes taleplerini "kabul edilemez" bularak geri çevirdi. Bu hamle, jeopolitik gerilimleri tırmandırırken Orta Doğu'da daha geniş bir çatışma riskini de anında artırdı. Aracılar vasıtasıyla iletilen 15 maddelik planın reddedilmesi, kısa vadeli gerilimi düşürme umutlarını boşa çıkardı.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Al Jazeera'ya yaptığı açıklamada, "ABD ile yapılacak müzakerelerin herhangi bir sonuç vereceğine dair hiçbir inancımız yok. Güven seviyesi sıfırda," dedi. ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile doğrudan mesaj teatisi yapıldığını doğrulayan Arakçi, ancak bunun resmi bir müzakere teşkil etmediğinin altını çizdi.
Haberin ardından güvenli liman varlıklarında mütevazı da olsa anlık tepkiler görüldü ve altın üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluştu. İran'ın, küresel petrol arzının %20'sinden fazlası için kritik bir geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü yinelemesi nedeniyle piyasanın ana odağı ham petrol olmaya devam ediyor. ABD'li yetkililer ise sert tutumlarını koruyor; Savunma Bakanı Pete Hegseth, Washington'ın "bombalarla müzakere etmeye" devam etmeye hazır olduğunu belirtti.
Diplomasinin artık kamuya açık bir şekilde tıkanmasıyla birlikte, doğrudan askeri çatışma riski arttı. Görüşmelerin çökmesi, piyasalar için önemli bir rahatlama katalizörünü ortadan kaldırırken, petrol fiyatlarını olası herhangi bir yeni tırmanışta sert bir yükselişe karşı savunmasız bıraktı. Tüm gözler şimdi Beyaz Saray'ın ret cevabına vereceği tepkiye ve Basra Körfezi'nde atılacak müteakip adımlara çevrildi.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Dışişleri Bakanı'nın şüpheci yaklaşımını yineleyerek, ABD'nin diplomasiye inanmadığını belirtti ve müzakereler sırasında gerçekleşen geçmiş saldırıları hatırlattı. Pezeşkiyan, İran'ın güvensizliğinin temel taşı haline gelen ABD'nin 2015 JCPOA nükleer anlaşmasından çekilmesine atıfta bulunarak, "Saldırıların tekrarlanmasını önlemek için garantiler gereklidir," dedi.
New York Times tarafından aktarılan ABD istihbarat değerlendirmeleri, İran'ın kamuoyuna yansıyan tavrıyla örtüşüyor; bu değerlendirmeler, rejimin Amerikan taleplerine boyun eğmeden savaşı sürdürebilecek kadar güçlü bir konumda olduğuna inandığını gösteriyor. Başkan Trump, özel görüşmelerde "büyük ilerleme kaydedildiğini" iddia etse de, İranlı yetkililer bu iddiaları "yanlış ve asılsız" olarak nitelendirerek sürekli olarak yalanladılar.
ABD Talepleri ile İran Koşulları Karşı Karşıya
Reddedilen 15 maddelik ABD planının, İran'ın asla nükleer silah edinmemesi ve füze stoklarını sınırlaması gibi talepler içerdiği bildiriliyor. Buna karşılık, İran'ın herhangi bir diyalog için kendi koşulları arasında "düşman tarafından gerçekleştirilen saldırı ve suikastların" tamamen durdurulması ve Hürmüz Boğazı üzerindeki otoritesinin uluslararası alanda tanınması yer alıyor.
Diplomatik çıkmaz bölgeyi bıçak sırtında bırakıyor. Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf gibi İranlı yetkililer diplomasiyi bir kenara itip herhangi bir işgalci gücü "ateşe vermekle" tehdit ederken, Beyaz Saray arka kapı görüşmelerinin "devam ettiğini ve iyi gittiğini" savunuyor. Kamuoyuna verilen mesajlardaki bu keskin fark, diplomatik bir çözüme giden yolun dar ve engellerle dolu olduğunu gösteriyor.
Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz.