Washington'ın yeni jeopolitik hamlesi, 2 yıldır süregelen Ukrayna savaşını doğrudan Basra Körfezi'ndeki deniz güvenliğine bağlayarak savunma ve enerji piyasaları için ciddi bir belirsizlik yaratıyor.
Başkan Donald Trump, Avrupalı müttefiklerin Hürmüz Boğazı'ndaki ABD liderliğindeki deniz güvenliği koalisyonuna askeri güç taahhüt etmemesi durumunda, 2 yıllık çatışmanın seyrini önemli ölçüde değiştirecek bir hamle yaparak Ukrayna'ya silah sağlamayı durdurma tehdidinde bulundu. Financial Times tarafından bildirilen bu ültimatom, ABD dış politikasında transatlantik ilişkileri gerebilecek büyük bir değişikliği temsil ediyor ve küresel piyasalarda şimdiden dalgalanmalara yol açmış durumda.
Financial Times'ın görüşmelere aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, "Tehdit, Kiev'e yapılacak gelecekteki askeri yardımı Körfez'de bir deniz görev gücü oluşturulmasına bağlayan doğrudan bir 'al gülüm ver gülüm' (quid pro quo) teklifi olarak iletildi."
Bu duyuru, Ukrayna'yı destekleyen Batı koalisyonuna yeni bir koşulluluk katmanı getiriyor. Avrupalı uluslar Ukrayna'nın savunmasına önemli katkılarda bulundu ancak ticari taşımacılığı potansiyel tehditlerden korumayı amaçlayan Hürmüz misyonuna katılma konusunda şimdiye kadar tereddütlü davrandılar. Kritik hava savunma sistemleri ve uzun menzilli topçuları içeren ABD silahlarının potansiyel olarak geri çekilmesi, Ukrayna kuvvetlerini savunmasız bırakabilir. Bu haber, piyasa öncesi işlemlerde Lockheed Martin (LMT) ve Northrop Grumman (NOC) gibi savunma sektörü hisselerinin düşmesine neden oldu ve yatırımcıların silah siparişlerindeki istikrarlı akışın kesintiye uğraması konusundaki endişelerini yansıttı.
Bu hamle, Avrupalı liderleri zor bir seçime zorluyor: Ya Orta Doğu'da gerilimi tırmandırabilecek bir misyona katılacaklar ya da Ukrayna'nın Rusya'ya karşı savunmasının çökmesini riske atacaklar. Hürmüz Boğazı, dünya günlük petrol tüketiminin yaklaşık yüzde 21'inin geçtiği, küresel enerji için kritik bir geçiş noktasıdır. Gerilimdeki herhangi bir artış, petrol fiyatlarında sıçramaya neden olabilir ve küresel ekonomik görünümü daha da karmaşık hale getirebilir. İki ayrı jeopolitik kriz noktasının bu şekilde birbirine bağlanması, ABD müttefikleri için karmaşık bir stratejik ikilem yaratıyor ve enerji ile savunma odaklı varlıklarda önemli bir oynaklık getiriyor.
ABD, çatışma başladığından bu yana Ukrayna'nın en büyük askeri yardım sağlayıcısı konumunda ve son iki yılda 440 milyar dolardan fazla güvenlik yardımı taahhüt etti. Bu yardımın durdurulması sadece savaş alanında ani sonuçlar doğurmakla kalmayacak, aynı zamanda transatlantik ittifakının uzun vadeli stratejik temelini de sarsacaktır. Analistler şimdi Berlin, Paris ve Londra gibi önemli Avrupa başkentlerinden gelecek tepkileri yakından izliyor.
Bu gelişme, müzakerelerde ticaret ve güvenliğin birbirine bağlandığı geçmiş örnekleri hatırlatsa da, bu kadar acil ve yüksek riskli olanlara nadiren rastlanır. Örneğin, 2019'da Çin ile yapılan ticaret müzakerelerinde ABD'nin gümrük vergisi tehditleri genellikle daha geniş güvenlik endişeleriyle ilişkilendirilmişti. Ancak, savaş halindeki egemen bir ulusun savunmasını ayrı bir deniz koalisyonuna bağlamak yeni ve potansiyel olarak istikrarsızlaştırıcı bir taktiktir. Piyasanın tepkisi muhtemelen tehdidin inandırıcılığına ve önümüzdeki günlerde Avrupalı liderlerin vereceği yanıta bağlı olacaktır.
Bu makale sadece bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi teşkil etmez.